Hikayem

whatsapp image 2026 04 28 at 11.47.02

evR im the R immer

   Merhaba,
Başlangıçlar başlangıç bitişler de bitiştir. Bu iki noktanın arası başımıza gelenler ve başımıza gelenlerle ne yaptığımız kim olduğumuza karar verdiğimiz bir alan.
Koca bir şölenin içinde tek başıma geçirdiğim çocukluğumdan sonra 16 yaşımı ve o adayı ana karaya bağlayan yoldan çıkıp gitmeyi etraftaki suya korkuyla dolu hayranlık ve çokça merakla, başka yerlerin hayaliyle bekledim.Beklediğim gün geldiğinde düşlediğim hayatı kurmaya giderken bütün ihtimallerin kıyısında durmaya söz verdim ve öyle de yaptım. Okunacak çok kitap, görmek istediğim yerler,kurmak istediğim bir ev, tanımak istediğim hayatlar ve çıkmak istediğim yollar vardı. Ve şanslıydım ki hepsini yaptım. Üniversiteden sonra hayatımın yaklaşık 25 yılını İngilizce öğretmeni olarak geçirdim. Lisede İngilizce sınıfına girdiğim andan, Marmara Üniversitesinde İngilizce Öğretmeni olmak için geçirdiğim zamandan ve sonrasında öğretmenlik yaptığım her andan hep çok keyif aldım. Başıma çokça güzel şeyler geldi ve ben de tadını çıkardım.Beni hep büyüleyen başka hiç bir yere benzemeyen İstanbul’da kendime bir hayat kurdum ve bu hayat mesleğim ve çalıştığım kurumlarla şekillendi, şenlendi ve geri dönüp baktığımda bana iyi hissettiren bir hayat oldu. Yıldız Teknik Üniversitesi ve orada geçirdiğim zaman ve dostlarım mesleki ama en çok da insan olarak kendimi gerçekleştirdiğim inanılmaz güvenli bir liman oldu bana. Sonrasında Bahçeşehir Üniversitesi ve orada geçirdiğim 11 yıl çok değerli benim benim için.Arkadaşlarım detayları çoğu zaman bilmeselerde arka planda savaştığım bir sürü şeyle baş etmemi kolaylaştırdılar. Son olarak Koç Üniversitesi’nde çalıştığım süreç insan olarak ,ahlaki olarak , mesleki olarak ne olmak istemediğimi, nasıl bir çevrede olmak istemediğimi ve o zamana kadar ilmek ilmek işlediğim, arkasında durduğum ve gurur duyduğum değerlerimin ne kıymetli olduğunu anlamamı ve bunlara hizmet etmeyen hiçbir ortamda nefes alamayacağımı ve kötü bir toprakta çiçek açamayacağımı dolayısıyla da hayır deyip gidebileceğimi öğretti bana. Hayatımda en gurur duyduğum şeyi yapıp 2023 Ekim’inde emekli olup ayrılmaya karar verdim. Bir planım da yoktu açıkçası. Biraz durup orada geçirdiğim beş yılı ve yarattığı hasarı üzerimden atıp sonra karar vermekti niyetim ama hayatın başka bir planı vardı her zamanki gibi.
   Sadece aktif çalışma hayatını bitirmekten, bir şehir değiştirmekten fazlasıydı sonrasındaki birkaç yıl.Bir kaç günlüğüne ailemi görmeye Sinop’a geldim. Ve 16 yaşımda ‘ Ben burada ölüyorum.’ diye çıktığım yerde ev kurarken buldum kendimi.
   Babamın hastalığı, kardeşim gibi bildiğim kuzenimin kaybı bilmediğim bir yerden geldi. Peşinden gelen uzun, sessiz, ağır bir yas.Kendimi bir boşlukta bulduğum, merkezimi kaybettiğim bir tufan, kurduğum düzeni ve birçok hayali de geride bırakıp bambaşka bir sürece adım atmama sebep olan bir tufan,kasırga ne derseniz işte.30 yıl boyunca kurduğum hayat oldukça uzaktı artık ve ben kim olduğumu unutmuş merkezimi kaybetmiştim..
Tam da bu dönemde, çocukluğumdan gelen bir şey bana tutunacak bir yer verdi,anneannemin taktığı pıta. O pıtanın üzerindeki desenlerden özellikle bir tanesi benim için bir merkeze dönüştü, daha çok eve dönmek gibi hissettiren birşey oldu.
Saatlerce o deseni çizerken buldum kendimi, bazen de öylece bakarken,çoğu zamanda o pıtaya sarılıp iyileşirken, en azından biraz nefes alırken.Bir süre sonra bir nesne olmaktan çıkıp bir hatırlama hâline dönüştü. Anneannemi hatırlama, çocukluğumu hatırlama, Ada’yı, Ausie’yi hatırlama, fütursuz kahkalarımı, neşemi. Sığındığım, yüreğimi sakinleştiren bir şeye dönüştü.
Bir gün, zor bir süreçten geçen çok sevdiğim bir arkadaşım beni ziyarete geldiğinde O’nu dinlerken, içimden Ona da bir pıta o vermek. Sanki “bu bana iyi geldi… belki sana da iyi gelir” demek gibiydi bu.
O günden sonra, o desenle çizimlerim çoğaldı ve kendimi onunla başka türlü şeyler çizerken buldum.Tek bir motif öne çıkmıştı ve her çizdiğimde biraz daha nefes alıyordum. Rim demek istedim ona.Evimi kaybetmiş olabilirdim , yeni evime çok yabancı hissedebilirdim ama artık Rim vardı ve onunla hemhal olmak her şeyi biraz daha katlanılabilir kılmaya başlamıştı. Bazen merkeze aldım, bazen etrafını çoğalttım, bazen tamamen dağıttım rimi.Herşey etrafa saçılmış ve o karmaşa da anneannem bana tutunayım diye onu yollamış gibiydi. Ben de ona tutundum.Hayat nefes almaktan ibaret olmamalıydı ve tadını çıkarmak da lazımdı. Rime tutundum ben de.
‘Ve şimdi şöyle dua ediyorum Tanrı’ya:
Olanlar oldu tanrım.
Bütün bu olanların ağırlığından beni kolla! ‘ der sevgili Didem Madak.
Anneannem bütün olanların ağırlığından hafifleyeyim diye rimi yolladı bana diye hissettim hep.
Ve fark ettim ki bu sadece bir desen değildi artık — bir anlatı olmaya başlamıştı çizdiklerim. Hayatın farklı halleri. Bu haller sadece bana değil hepimize oluyor zaman zaman. Birimize iyi gelen başka birimize de iyi gelebilir , paylaşmalıyım diye düşündüm.
RimArt ve rimler böyle doğdu.
Hep birkaç şeyi görünürde değil belki ama kafamda aynı anda yapan biri oldum. Birkaç kitabı bir arada okumak. Kitap okurken bir yandan bir film izlemek, uzun ve çok derin konular konuşurken dolap yerleştirebilmek , yüksek lisans tezimi yazarken bir yandan da romanımı yazmak gibi.Ve haliyle RimArt doğarken bir yandan da Rimology kafamda dolaşıp durmaya başladı.
Yıllar boyunca severek yaptığım öğretmenliğe, bu kez daha özgür bir yerden bakabildiğimi fark ettim. Artık bir kuruma bağlı değildim. Hazır müfredatları takip etmek zorunda değildim.
Yıllardır biriktirdiğim bilgi ve deneyimle, insanların hayatına İngilizce üzerinden ama gerçek ihtiyaçlarına dokunarak eşlik edebileceğimi düşündüm.
Bizim gibi coğrafyalarda İngilizce özellikle çalışma hayatında birçok kapı açar. İnsanların kendilerine yeni bir alan açabildikleri, iş hayatlarında farklı ihtimallere ulaşabildikleri bir araçtır.
Ama yıllar içinde çok başarılı insanların kariyerlerinin bir noktasında İnglizce yüzünden zorlandıklarını, bazı riskleri alamadıklarını , bazı kapıların onlara açılmadığını gördüm.:
İnsanları zorlayan şey çoğu zaman dilin kendisi değil — o dili hayatlarında koydukları yer ya da karşılarında bir eşik olarak bazen de bir engel olarak ortaya çıkması.
Biliyorlar, ama kullanamıyorlar.
Anlıyorlar, ama kendilerini ifade edemiyorlar.
Ve zamanla bu eksiklik , çekinmeye bazı fırsatları denememeye dönüşüyor.
Rimology kimler için neler yapabilirim İngilizce konusunda derken doğdu.
Business Communication Coaching Programme, Rimology’de ilk yapmak istediğimi.
   Business Communication Coaching Programme , iş hayatında insanların aslında bildikleri bir dili kullanabilmeleri için var.
Çünkü çoğu zaman eksik olan şey bilgi değil — güven ve doğru yönlendirme.
İnsanlar kendilerini geri çekiyor, çünkü nasıl kullanacaklarını bilmiyorlar.
Ve bu da zamanla bir kaygıya dönüşüyor. Benim yapmak istediğim, o alanı açmak. Kaygılarını doğru bilgiyle ve bundan doğan güvenle yok etmek. İngilizce’yi ihtiyaçları doğrultusunda kullanabilmelerini sağlamak.
Sonrasında Short Story Long Reading Club ve Treasure Hunt fikirleri geldi. Kabul ediyorum bu ikisi benim kendim için de çok istediğim şeyler.
Short Story Long Reading Club, hikâyeler üzerinden başka hayatlara tanıklık etmek için. Çünkü bazen kendimizi en iyi, başkalarının hikâyelerinde görürüz. Ve evet — başka bir dilde de hissedebiliriz.
Başka bir dilde de bağ kurabiliriz.
Bir yazar olarak ,hikayeleri hem anlatmayı hem yazmayı hem de okumayı seven biri olarak bana benzer insanlarla bir araya gelip onların İngilizceyi geliştirmelerine yardımcı olmak istiyorum ve bunu hikaye okuyarak , tartışarak, konuşarak yapmak benim cennetim olur diye düşündüm.
Ve Rimology nin en heyecanlandığım ve sabırsızlıkla beklediğim programı çocuklarla yapmak istediğim Treasure Hunt. Çok daha oyunlu ,eğlenceli bir yerden doğdu Summer Camp.
İngilizceyi bir ders olmaktan çıkarmak istedim.Onu bir deneyime dönüştürmek; birlikte hikâyeler okuduğumuz, oyunlar oynadığımız, çizdiğimiz, ürettiğimiz, çamura dokunduğumuz,ondan sevdiğimiz şeyler yaptığımız, boyalara bulandığımız ve deniz kenarında vakit geçirip denizin tadını sörf tahtası ile çıkardığımız ve tüm bunları İngilizce iletişim kurarak yaptığımız bir alan.
Yıllarca gençlerle çalıştım. Ve bana hep çok iyi geldiler.Şimdi hayatımın bu döneminde,
çocuklarla da bir araya gelmek, onlarla eğlenmek istiyorum.
İngilizceden kelime kelime çevirirsem eğer, hepsini bir fındık kabuğuna koyacak olursam , Prenses Lea der ki ‘ Kırıp kalbini al ve sanata çevir.’ Kırık kalbimi alıp sanata, doğaya , bağ kurmaya tutunmalıydım. Belki hala biraz kaybolmuş hissediyorum. Hala merkezim çok da net değil. Belki de olması da gerekmiyor. Ama bana iyi gelen şeyleri bir araya getirip yol beni nereye götürücek onu görmek istiyorum. Belki bana iyi gelenler bir yerlerde birilerine anlamlı anlar yaratır, onlara da iyi gelirler.
RimArt da rimlerle bir dil oluşturmak — yan yana olmasak da , konuşmasakta bir bağ kurmak istiyorum.
Rimology ile İnsanların kariyer yolculuklarında kendilerini daha rahat ifade edebilmelerine destek olmak istiyorum. Bambaşka topraklarda yazılmış hikâyeler üzerinden birlikte düşünmek, görmek, hissetmek konuşmak istiyorum.Başkalarının hikayelerinde kendimizi ararken , anlarken, ya da kafamız karışırken beraber çözülelim ya da düğüm olalım, o deneyimi beraber yaşayalım istiyorum.Ve galiba çocukların yaz tatillerinde eğlendikleri “Miss.Rim” olmak istiyorum.
Burası tüm bunların bir araya geldiği yer. Ben evRİM burası da House of Rim.